MART 2018

MART 2018


Değerli meslektaşlarım sevgili muhasebe camiası,

Yine bir Mart ayını karşıladık. Her yıl mart ayında söylediğimiz gibi öncelikle tarihinin haziran olduğu iddiamızla meslek örgütümüzün 94 yılından beri bir geleneği olmuş gün ve hafta kutlamalarıyla aya başladık.

Bu noktada bir kez daha tüm muhasebe camiasının gün ve haftasını kutlar daha güzel günlere ulaşma yolundaki mücadelemize güç vermesini dilerim.

Mart ayında yürüteceğimiz iş ve işlemlerde tüm meslektaşlarıma kolaylık dilerim.

Mesleki içi eğitim çalışmalarımızda özellikle beyanname düzenlemeye ilişkin çalışmalarda meslektaşlarımızın katılımının düşüklüğünü gözlüyoruz.Meslektaşlarımızın biz bunları biliyoruz yaklaşımının tehlikeli olduğunu nhatırlatırız,malum ülkemizde torba yasalarla tek tek değişiklik olmaktadır kaldı ki bu toplantılarda buluşulan meslektaşlarımızla yapılacak deneyim ve bilgi değiş tokuşuda en az çalışma kadar değerlidir.

Bu noktada ünlü bir yazarımızın sözünü hatırlatmak isterim.

“Çok bilen çok yanılır.”

Sevgili meslektaşlarım,

Mart ayı tüm rutinlerimiz dışında meslek içi tartışmalarla da başladı. Özellikle KDV kanununda öngörülen değişikliklere bağlı olarak yapılacak iş ve işlemlerin düzenlenmesi için kanun değişikliği taslağının yanında bunun meslek içindeki yapılandırılmasına ilişkin tartışmalar öne çıktı.

Bu tartışmaları iki başlıkta toplayabileceğimizi düşüyorum.

1-Yeni KDV kanunu gereğince yapılacak raporlamalara SMMM lerin dahil edilmesi sürecinin nasıl işleyeceği.

2- Bu sürece SMMM’lerin dahil edilmesine ilişkin  Ankara YMM Odası açıklaması ardından gelişen sürecin değerlendirilmesi.

Birinci başlıkta, taslağa baktığımızda henüz metodolojisi kesinleşmese de yeni KDV Kanununda SMMM raporları ile kdv iadelerini düzenlenmesini görüyoruz. Bu hizmet bizden gerçekten istenir mi istenmez mi tartışmasına açıklık getireyim. Yaklaşık 1.800.000 kdv mükellefinin olduğu bir ülkede idarenin kdv meselesini kayıtları izleyen ve beyanları düzenleyen smmm lerden istemesi hem doğru hem de kaçınılmaz bir tavırdır. Aksi takdirde 1.800.000 beyannamenin kayıtlarını izlememiş olan 5000 civarında YMM’nin bu süreci yönetmesinin matematiği ve mantığı yoktur. Her smmm nin beyanını düzenlediği mükellefin kdv iş ve işlemlerini raporlama dahil yürütmesi doğal bir durumdur. Bu hizmetin sonuçta bizim tarafımızdan sunulup sunulmayacağını tartışmaya açmaya bile gerek yoktur. Bu meseleyi böylece bir kenara koyalım.

İkinci başlıktaki meseleye gelince. Öncelikle içeriğindeki dengesiz söylem ve kurgudan dolayı Ankara YMM Odasının açıklamasını mesleki ahlaka yakıştırmadığımı söyleyeyim. Aynı mesleki çatı altında bulunan aynı iş grubunu temsil eden iki farklı unvana sahip meslek mensuplarının arasında yaşanmaması gereken bir çatışmanın fitilini ateşleyecek dikkatsizlikten dolayı kınıyorum.

Sevgili meslektaşlarım kim ne yazarsa yazsın ne söylerse söylesin çatı birliği olan meslek grubumuzun bu birlikteliği önceliği olan bir durumdur dikkatli olmalıyız. Hassas olmalıyız. Bu özen ve hassasiyete uymayan meslek mensuplarımızı ya da örgüt yöneticilerimizi meslek örgütümüzün ilke ve kurarları dâhilinde değerlendirmeliyiz.

Kontrolsüz sosyal medya paylaşımlarının kimseye hiçbir faydası olmadığı gibi mesleki birlikteliğimizden huzursuz olanların iş birlikçilerine tetikçilik hakkı verdiğini görmekteyiz. Başta 5/4 olmak üzere yasanın içinde iki meslek unvanına dönük antidemokratik  yaklaşım ve  durumları  1989 yılından buyana anlamlı bir çözüme yaklaştıramayan TURMOB yönetimlerinin eksiğinin bedelini böylesi bir kışkırtma operasyonu ile tüm meslektaşlara ödetmenin hiçbir mantığı yoktur.

Kaldı ki 3 Martta yapılan EGE Odaları Başkanları ve 7 Martta yapılan Türkiye başkanlar kurulu toplantılarında konu ülkedeki birliklerin paralize edilmesi yolundaki hükümet söylemiyle birlikte ele alınmıştır. Böylede olmalıdır. Bugün yaşadığımız ttb ve tbb ye dönük ayrıştırma projesi bu meslek örgütlerinin hükümetle uyuşmayan beyanları nedeni ile bugün gündeme gelmemiştir.

Daha dün 2016 TURMOB Genel Kurulunda Maliye bakanı konuşmasında birden fazla odanın bulunmasının rekabeti geliştireceğini söyleyerek meslek içinde hiç de ihtiyaç duyulmayan rekabeti övmesi kulaklarımızdadır. Bu bağlamda bu proje yönetenlerin ajandasında öteden beri var olan bir gündem maddesidir.

Sayın Masum Türker’in konuşmasında belirttiği üzere  bu parçalanmışlık bizim gibi açık ve güçsüz  pazar ülkelerde daha rahat çalışmak isteyen egemen küresel sermaye çevrelerinin de arzusudur ve ekonomiyi denetleyen özerk bir kamu kuruluşunun varlığından rahatsızdırlar.

Bizlere düşen bu konuda yapılan hamasi söylemler ve goygoya karşı akılcı bir duruş belirleyerek bir ayrıştırmayı çözüm görmeyen ama öte yandan mesleki örgütlülük disiplini ile bu tarz çatışmaları çözüme bağlayacak iradeyi göstermektedir.  Dünya ve ülkemiz yeterli oranda çatışma ve ayrışma iklimine girmiştir. Herhangi bir ayrışmanın mesleki çıkarlarımıza fayda getirmeyeceğini aksine eksikte bulduğumuzu her fırsatta söylediğimiz kazanımların yok edilmesini getireceğini görmemizdir.

Değerli meslektaşlarımın konuyu bir kere daha bu yönden ele almaları anlamlı olacaktır. Kaldı ki meslek örgütümüzün bir şekilde bölünmeye yönelmesinin altında emperyal  sermaye gruplarının çıkarı vardır. Bu konuda çok dikkatli olup bilerek ya da bilmeyerek meslek örgütünün yarılmasını hedefleyen içimizdeki kampın yanına düşmemeliyiz.

Böyle bir ayrışmanın neler getireceği hususunda tartışmalarımızı meslek örgütü içindeki toplantılarda hep birlikte görüşebiliriz. Sonuç olarak 30 yıllık bir var olma mücadelesinin içinde olan genç meslek örgütümüzün bir bölünmeye tahammülü yoktur. Buna izin vermek en büyük günahımız olacaktır.

Mesleğin halen içinde olan ve gelecekte bu işi yapacak nesiller için birlikte ve güçlü bir örgüt dertlerimizin dermanı olacaktır. Bunu asla unutmamalıyız. Güçsüzleşmiş örgütlerin bölünmüş çıkar birlikteliklerini ne hale geldiğinin son 15 yıldaki en önemli örneği emek sendikalarının yaşadığı durumdur ve gözümüzün önündedir.

 Bir kere daha yükseltmemiz gereken şiar  “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” dir.

Bu mesleğin değerli emekçileri meslektaşlarım ve bu ekmeği bizle paylaşan tüm camia için geleceğin daha güzel olmasını diler , bu geleceği birlikte öreceğimize sarsılmaz inancımla selamlarım.

Umutla kalın.

 

Not: Mayıs ayında yapılacak Oda danışma meclisinde gerekirse tüm üyelerimizin de katılımıyla gelişmeleri hep birlikte değerlendireceğiz.

 

 


Tarih: 12 Mart 2018
(242 okunma)