OCAK 2018

Değerli Meslektaşlarım, Sevgili Meslek Camiası

Döndük dolaştık bir koca yılı daha bitirdik. Her yılın sonunda olduğu gibi bu yıl da kavga dövüş yeni yıla girdik.

Yılbaşında uygulamaya geçecek e-fatura, e-defter mükelleflerinin altyapı hazırlığı telaşı bir yanda, defter beyan sistemi altında basit usul ve serbest meslek erbaplarının elektronik ortama alınması bir yanda.

Tabi en önemlisi yayınlandığında bu iş bu takvimle olmaz diye peşinen dediğimiz ve en son 150.000 TL satış altında cirosu olanlar için 1 Ocak 2018 e ertelenen yazar kasa değişimlerinin yıl sonunda “agam bizle  eğleniyir” kıvamında tebliğ, genelge, sirkülerle bitinceye kadar kafanıza göre takılın kıvamına gelmesi bir yanda.

Adeta aksiyon filmi içinde yaşıyoruz, geçen yeni yılı açtığımız anda şehirlerin orta yerinde bombalar, adalara dikilen bayraklar, sınır ötesine hareketler, içeride darbeci avı adı altında yürüyen cadı avı ,sonunda pardon sizin telefona yanlış sızmış bunlar deyip salınacak 12.000 tutuklu,1,5 yıl kimsenin tespit edemediği yılın son ayında kendi ayaklarıyla gelen darbeci muvazzaflar,siyasi ve itibari  suikastlar, bitmeyen yargılamalarda eskitilen gazeteciler, açlık grevlerinde geçen 300 gün, AYM nin “Tutukluk hak ihlali” kararına “Hadi oradan” diyen ileri demokrat hükümetin Adalet –siz- bakanı,  OHAL ile, KHK ler ile yönetilen bir memleket.

Ne demiş ozan?

Nesini söyleyim canım efendim, gayrı düzen tutmaz sazımız bizim.

Elimde salatalık var diyene tuzlukla yetişircesine, ekonomik olarak hiçbir anlamı olmadığını iktisat 1. sınıf öğrencilerinin bildiği “dolar bozdurma” ayinlerine koşanlar sayesinde 4,00 liraya yaklaşıp yabancı spekülatörleri ihya eden ekonomik kafa.

Dolar 1,80 den 1,90 a çıktığında faiz lobisi memleketi batırmak istiyorlar diyenlerin dolar 3,97 olduğunda bu ekonominin sağlıklı olduğunu gösteriyor diyecek kadar yüzsüzleşmesi.

Ülke savaş kokusu altında tuhaf tuhaf politik manevralar ile kasılıp duruyor. Piyasalar Washington’ a emanet halde.Olmadı AB ye ,baktın olmadı Rusya var o da olmadı ÇİN e, daha olmadı Araplara bakarızcı dış politika ile dumura uğramış beyinler.

Memleket bu haldeyken elbette mesleğimiz ve örgütümüz de etkilenmekte.

Popülizmin kendilerine katkı sağlayacağını düşünerek sosyal medya üzerinden örgüte ayar vermeye çalışan şarlatanlar ve şakşakçıları.

Başkalarının süngüsünü düşürmek için hiç uğraşmasına gerek bırakmayacak şekilde mesleğin kendisine bir şey katmayı değil meslek örgütünü imhayı hedefleyen mahkeme kapısı aşındırmaları.

Bir kere daha hatırlatalım biz.

Siz meslek örgütünü imhayı başardığınızda bir mesleğiniz ve sıfatınız da olamayacak.

Memlekette ve meslekte her şeyi en iyi bildiklerini sanarak zücaciye dükkânına girmiş fil gibi ortalığı toz dumana boğan bu cehalete uygun bir fıkra ile meseleyi özetleyelim.

Adam namaz sonunda dışarıda İmam’ı bekliyormuş.

Nihayet imam, herkes çıkıp kapıyı kilitledikten sonra tam ayrılayım derken;
- Hele eylen bakalım Hoca Efendi.. Sana birkaç sorum var… demiş adam.
- Buyur efendi, ne sormak istiyorsun? 
Adam şöyle bir sakalını sıvazlamış ve başlamış konuşmaya:
- Şimdi sana soracağım birçok şeyi ben de biliyorum da, bir yere takıldım onu sormam lâzım.
- Sor efendi ne soracaksan? Diye meraklanmış imam.
- Efendi! Hani Hz. Nuh’un çocuğu olmuyordu ya..
- Ee?
- Hani “Allah’ım bana bir kız çocuğu ver onu sana kurban edeyim” dedi ya..
- Eee!
- Hani Allah bir kız verdi, sekiz yaşına gelince kesmeye dağa götürdü, bıçağı çıkarıp kayaya çaldı kaya yarıldı, tam kıza çalacakken,
- Eeeeee!
- Birden ortaya Azrail çıktı elinde bir keçi ile,
- Eeeeeeee!
- Ey Nuh! Dur kesme. Bu keçiyi sana Tanrı gönderdi. Kızının yerine bunu kes… dedi ya.
- Eeeeeeeeeeee!
- İşte buraya kadar hepsini biliyorum. Yanlışım varsa düzelt. Sadece keçi erkek miydi, dişi miydi onu bir türlü bilemedim. Onu soracaktım Hoca Efendi… 

* * *

Hoca efendi kenarda duran çalı süpürgesini almış eline, bir yandan adama vuruyor, bir yandan söyleniyormuş..

“Bire gafil! Ben şimdi bunun neresini düzelteyim?
Bir… Nuh değil İbrahim peygamber.. (Bir taraftan vurmaya devam ederek..)
İki… Kız değil, oğlan..
Üç… Azrail değil Cebrail..
Dört.. Keçi değil koç..

Şu ana kadar gördük ki şurayı düzelt, burayı düzelt demekle olmuyor maalesef. İnsanlar hem nasihatleri önemsemiyor, hem de eleştiriden çabuk kırılabiliyor.

En iyisi; güzel şeyler yapıp, güzel şeyler yazıp, güzel yaşayıp insanlara güzel örnek olmak, tüm çabamız bu.

Sevgili meslektaşlarım tüm bu tuhaf iklim altında yapabildiklerimiz bu raporda sizlere sunulmuş birer veri iken planladıklarımız tarihsel bir görev olarak önümüzde durmakta.

Bu anlam da 2018 yılının hem bizlerin hem de ülkemizin geleceğine ve beklentilerine uyan bir yıl olmasını diliyoruz.

Balıkesir SMMM Odası ailesi olarak geleceğe güzele ve aydınlığa yürüyüşümüz devam edecek.

Yaşamda kalın, seyirci değil oyuncu olun. Başka türlüsü mümkün. Bir gün Mutlaka.

Sevgilerimle.




BAŞKANDAN
Ertuğ ASLAN Hakkında
MAYIS 2019
NİSAN 2019
MART 2019
ŞUBAT 2019
OCAK 2019
ARALIK 2018
KASIM 2018
EKİM 2018
EYLÜL 2018
TEMMUZ 2018
HAZİRAN 2018
NİSAN 2018
MART 2018
ŞUBAT 2018
OCAK 2018
ARALIK 2017
KASIM 2017
EKİM 2017
EYLÜL 2017
AĞUSTOS 2017
TEMMUZ 2017
HAZİRAN 2017
MAYIS 2017
NİSAN 2017
MART 2017
ŞUBAT 2017
OCAK 2017
ARALIK 2016
KASIM 2016
EKİM 2016
EYLÜL 2016
AĞUSTOS 2016
HAZİRAN 2016
MAYIS 2016
NİSAN 2016
MART 2016
ŞUBAT 2016
OCAK 2016