MART 2019

 

Değerli meslektaşlarım sevgili muhasebe camiası,

Yine bir Mart ayını karşıladık. Her yıl mart ayında söylediğimiz gibi öncelikle tarihinin haziran olduğu iddiamızla meslek örgütümüzün 1994 yılından beri bir geleneği olmuş gün ve hafta kutlamalarıyla aya başladık.

Ancak bu seneki 1 Mart a gelişimiz oldukça sıkıntılı gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Mesleki alanda yaşadığımız kırılmalar bir yanda bürolarında görevleri başında yeni uygulamaların yarattığı gereksiz iş yoğunluğunu, idarenin ben yaptım olduculuğunu yürekleri kaldırmayan; Mersin SMMM Odamızdan İbrahim BİLSEL, Serkan SERPİN, Eskişehir SMMM Odamızdan Cemal PEKCAN, Süleyman Özmen KORÇ, Halil HANCI, Ankara SMMM Odamızdan Veyis BİÇER meslek şehidi oldular.

Bunları üstü üste yaşadığımız şu günlerde mesleki kavgadaki yiğit yol arkadaşlarımdan Nüvit Ertenin hatırlattığı Nazım Hikmet dizeleri dökülüyor dudaklarımızdan.

Günler ağır/Günler ölüm haberleriyle geliyor.. meslek şehitlerimizin  anıları mücadelemizde yaşayacak ,onları yaşamdan koparan yaşam tarzı ve mesleki tarzla hep birlikte mücadele edecek ve bu döngüye son vereceğiz.

Bu noktada bir kez daha tüm muhasebe camiasının gün ve haftasını kutlar daha güzel günlere ulaşma yolundaki mücadelemize güç vermesini dilerim.

Mart ayında yürüteceğimiz iş ve işlemlerde tüm meslektaşlarıma kolaylık dilerim.

Mesleki içi eğitim çalışmalarımızda özellikle beyanname düzenlemeye ilişkin çalışmalarda meslektaşlarımızın katılımının düşüklüğünü gözlüyoruz. Meslektaşlarımızın biz bunları biliyoruz yaklaşımının tehlikeli olduğunu hatırlatırız, malum ülkemizde torba yasalarla tek tek değişiklik olmaktadır kaldı ki bu toplantılarda buluşulan meslektaşlarımızla yapılacak deneyim ve bilgi değiş tokuşu da en az çalışma kadar değerlidir.

Bu noktada ünlü bir yazarımızın sözünü hatırlatmak isterim.

“Çok bilen çok yanılır.”

Sevgili meslektaşlarım,

Kim ne yazarsa yazsın ne söylerse söylesin çatı birliği olan meslek grubumuzun bu birlikteliği önceliği olan bir durumdur dikkatli olmalıyız. Hassas olmalıyız. Bu özen ve hassasiyete uymayan meslek mensuplarımızı ya da örgüt yöneticilerimizi meslek örgütümüzün ilke ve kurarları dâhilinde değerlendirmeliyiz.

Kontrolsüz sosyal medya paylaşımlarının kimseye hiçbir faydası olmadığı gibi mesleki birlikteliğimizden huzursuz olanların iş birlikçilerine tetikçilik hakkı verdiğini görmekteyiz. Başta 5/4 olmak üzere yasanın içinde iki meslek unvanına dönük antidemokratik  yaklaşım ve  durumları  1989 yılından buyana anlamlı bir çözüme yaklaştıramayan TURMOB yönetimlerinin eksiğini ya da “Bağımsız Denetçilik” üzerinden yürütülmeye çalışılan başka türlü bölme operasyonların bedelini tüm meslektaşlara ödetmenin hiçbir mantığı yoktur.

 2016 TURMOB Genel Kurulunda dönemin Maliye Bakanının konuşmasında birden fazla odanın bulunmasının rekabeti geliştireceğini söyleyerek meslek içinde hiç de ihtiyaç duyulmayan rekabeti övmesi kulaklarımızdadır. Bu bağlamda bu proje yönetenlerin ajandasında öteden beri var olan bir gündem maddesidir.

Sayın Masum Türker’in uluslararası meslek örgütü toplantısında yaptığı konuşma da belirttiği üzere  bu parçalanmışlık bizim gibi açık ve güçsüz  pazar ülkelerde daha rahat çalışmak isteyen egemen küresel sermaye çevrelerinin de arzusudur ve ekonomiyi denetleyen özerk bir kamu kuruluşunun varlığından rahatsızdırlar.

Bizlere düşen bu konuda yapılan hamasi söylemler ve goygoya karşı akılcı bir duruş belirleyerek bir ayrıştırmayı çözüm görmeyen ama öte yandan mesleki örgütlülük disiplini ile bu tarz çatışmaları çözüme bağlayacak iradeyi göstermektedir.  Dünya ve ülkemiz yeterli oranda çatışma ve ayrışma iklimine girmiştir. Herhangi bir ayrışmanın mesleki çıkarlarımıza fayda getirmeyeceğini aksine eksikte bulduğumuzu her fırsatta söylediğimiz kazanımların yok edilmesini getireceğini görmemizdir.

Değerli meslektaşlarımın konuyu bir kere daha bu yönden ele almaları anlamlı olacaktır. Kaldı ki meslek örgütümüzün bir şekilde bölünmeye yönelmesinin altında emperyal  sermaye gruplarının çıkarı vardır. Bu konuda çok dikkatli olup bilerek ya da bilmeyerek meslek örgütünün yarılmasını hedefleyen içimizdeki kampın yanına düşmemeliyiz.

Böyle bir ayrışmanın neler getireceği hususunda tartışmalarımızı meslek örgütü içindeki toplantılarda hep birlikte görüşebiliriz. Sonuç olarak 30 yıllık bir var olma mücadelesinin içinde olan genç meslek örgütümüzün bir bölünmeye tahammülü yoktur. Buna izin vermek en büyük günahımız olacaktır.

Mesleğin halen içinde olan ve gelecekte bu işi yapacak nesiller için birlikte ve güçlü bir örgüt dertlerimizin dermanı olacaktır. Bunu asla unutmamalıyız. Güçsüzleşmiş örgütlerin bölünmüş çıkar birlikteliklerini ne hale geldiğinin son 15 yıldaki en önemli örneği emek sendikalarının yaşadığı durumdur ve gözümüzün önündedir.

 Bir kere daha yükseltmemiz gereken şiar  “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” dir.

Bu mesleğin değerli emekçileri meslektaşlarımız, stajyerlerimiz ,iş arkadaşlarımız  ve bu ekmeği bizle paylaşan tüm camia için geleceğin daha güzel olmasını diler , bu geleceği birlikte öreceğimize sarsılmaz inancımla selamlarım.

Umutla kalın.

 

Not: Bu yıl ki Genel Kurul öncesi yapılacak oda danışma meclisinde gerekirse tüm üyelerimizin de katılımıyla gelişmeleri hep birlikte değerlendireceğiz.

 

 




MART 2019
ŞUBAT 2019
OCAK 2019
ARALIK 2018
KASIM 2018
EKİM 2018
EYLÜL 2018
TEMMUZ 2018
HAZİRAN 2018
NİSAN 2018
MART 2018
ŞUBAT 2018
OCAK 2018
ARALIK 2017
KASIM 2017
EKİM 2017
EYLÜL 2017
AĞUSTOS 2017
TEMMUZ 2017
HAZİRAN 2017
MAYIS 2017
NİSAN 2017
MART 2017
ŞUBAT 2017
OCAK 2017
ARALIK 2016
KASIM 2016
EKİM 2016
EYLÜL 2016
AĞUSTOS 2016
HAZİRAN 2016
MAYIS 2016
NİSAN 2016
MART 2016
ŞUBAT 2016
OCAK 2016
ARALIK 2015
KASIM 2015
EKİM 2015
EYLÜL 2015