NİSAN 2019

 

Sevgili meslektaşlarım, değerli muhasebe ailesi,

Mart ve Nisan ayı sıkıntılarını taşıyıp bitirmeyi umduğumuz bu ayların sonuna hemen Mayıs ta geçici verginin birinci dönemi yetişmektedir. Rutin beyan ve işlemlere takvim tutmaya gerek yok.

Çemberin içindeki “Hamster” misali bir mesaide bulunuyor olmamız elbette inciticidir.

Ne var ki bu mesaiyi yaratan mevcut kamu idaresi çözüm merkezi sayılmakta hatta meslek örgütümüz bu anlayışa yakın meslektaşlar tarafından yönetilirse bu meseleler çözülür denmektedir.

Şunu sormak bu durumda kaçınılmaz olmaktadır. Şu anda yaşadığımız ve özellikle adına angarya dediğimiz boğucu çalışma ortamını uzaydan gelenler mi yaptı. Son 17 yıldır bu ülkeyi yöneten maliye bakanları bizim bilmediğimiz bir yerden mi görev aldılar.

Yasalarla Gelir idaresi Başkanlığının uhdesine bırakılmış değişikliklerin mart, nisan da yapılması odalarımız seçimleri öncesi politik bir manevradır. Bizim oralarda bir laf vardır “adama önce eşeği kaybettirip sonrada buldum diye sevindirmek.”

Biz biliyoruz ki “Hiçbir sorun o sorunu yaratanlarla çözülemez.”

Tüm bunlara karşılık ne yapalım biz söylüyoruz ama bizi dinlemiyorlar diyen merkezi örgütümüz de kendini yeniden konumlandırmayı başarmalıdır. Çözüm yolu aramak, 100 bin meslektaşımızın çıkarları adına kalın kalın dosyalar hazırlayıp bunları kargocu gibi MB’ne götürüp teslim etmek değildir.

ŞAHİNLİK ya da GÜVERCİNLİK kıskacına sıkışmayan bir mücadele ve eylem hattına ihtiyacımız olduğu ortadadır.

Görünen o ki Meslektaşın yan yana olup kendi gücü ve iradesi ile bu meseleyi çözmekten başka yolu yoktur. Orada burada değil mesleğin ve mesleki mücadelenin yanında durmayı başarmalıyız.

Meslek içinde kastlar oluşturmaya dönük sertifikasyonlara dikkat etmeli bu uzmanlık alanlarını hepimizin değeri haline getirmeyi başarmalı ve meslekteki gereksiz rekabetin bir unsursu haline getirmemeliyiz.

Hepimiz SMMM olmadan önce hiçbir şeyiz. Unutma önce Mali Müşavir olmalısın. Ve diğer arkadaşın hangi sertifikaya sahip olsa da senin meslektaşın.

Düşmanlaşma ya karşı “Meslektaşlığı”, kör yarışmaya karşı “Dayanışmayı” başarmaktır meselemiz.

Sevgili meslektaşlarım 6 yıl boyunca odamızın üyesine daha fazla dokunması, odamızın il düzeyinde, genel merkezde, ege odaları birliğinde yüksek bir performansla temsili için çalıştık ve düne baktığımızda bu konuda başarılı olduğumuzu görmekten mutluyuz.

Ne var ki ülkenin genel politikalarını belirleyen Maliye Bakanlığı ve Merkezi örgütümüz TÜRMOB un yaptıkları ve yapamadıklarına hep birlikte göğüs gerdik.

Önümüzdeki dönemlerde odamızı yönetecek anlayışın ilimizde meslektaşla dayanışmasını yükseltmesi ve hükümetler ile TÜRMOB da çözümü gereken konularda bu dayanışma gücü ile mücadeleye devam etmesi en büyük temennimizdir.

Mayıs ayında odalarımız seçimleri yapılacaktır.

Şu ana kadar sosyal medyadan izlediğimiz kadarıyla maalesef seçim çalışmaları öteden beri ısrarla üzerinde durduğumuz DAYANIŞMA çerçevesinde ilerlememektedir.

 

Egemen olan iradenin söyledikleri dışında konuşan, farklı talepler seslendiren ve egemen iradenin yanlış yaptığını söyleyerek desteklerini çeken kişi ya da oluşumlara HAİN denmekte ve bu söylem sosyal medyadan rahatça paylaşılmaktadır.

Sevgili meslektaşlarım hali hazırda toplumumuzun tam da Hainler ve Yanımızda olanlar şeklinde bölündüğü bir dönemde meslek içinde de hainler ve yanımızdakiler yaklaşımı tehlikeli bir sürecin başlangıcıdır.

 TÜRMOB’un bir eylemine karşı dava açıp kazanan üyeyi ,TÜRMOB’un içine etmekle itham edenin ithamının ,14.000 fark için YSK yi eleştiren ve mazbatayı isteyenlerin kötü niyetle itham edilmesinden farkı nedir ?

Kaldı ki kendilerini demokrat, ilerici, çağdaş vb tanımlarla tarif edenler için bu yaklaşıma yönelmek ülkedeki genel akıl tutulmasına güç vermek ve üçüncü bir yolun savunulmasını ortadan kaldırmakta böylelikle DEMOKRASİ denen kavramı iğfal etmektedir.

Bu seçimlerde tüm seçimler gibi bitecektir. Ve biz üye profili kapalı kurumlarız. Ne ilave üye getirebiliriz seçimler için ne de birilerini odalarımızdan çıkartabiliriz.

Bu gerçekliğe göre seçimler bittiğinde yine aynı kurumun ve mesleğin içinde birlikte ve yüz yüze olacağız.

Bu bilinçle davranarak seçim havasına akılımızı teslim edip daha sonra meslektaşlarımızın yüzüne bakamayacağımız sözler ve propagandadan kaçınmalıyız.

Sonuç itibarıyla kaderleri ortak olan bir meslektaş kitlesi olarak her durumda rakip olmaya karşılık meslektaş dostluğunu ve rekabete karşılık dayanışmayı savunmalı ve başarmalıyız.

Çünkü şunu biliyoruz ki meslektaş olarak ödeyeceğimiz bedeller grubumuza, ilimize, dilimize, dinimize göre değişmeyecektir.”Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”.

 Son 10 yıllık grup mücadelemiz de şu kadarını söyleyebilirim ki bizler insan soyunun özgürleşmesi adına her türden zalime karşı durmayı göze aldık.

Onun içindir ki hiçbir tür ve nitelikte Tiranın Hain ilan etmesinden ar etmeyiz.

Kaldı ki ünlü bir şairimiz ne zaman vatan haini olunmalıyı anlatmıştır.

Sevgili meslektaşlarım Bir tarafta hainler ve bir tarafta Bizimkiler olan seçeneğe karşı üçüncü yolu inşa etmekten vazgeçmeyenler insanlığı bu güne ulaştırmıştır.

Ve bu yüzden diyoruz ki, kim hain kim tiran tarih gösterecektir.

Her şeye rağmen umutla ve mücadelede kalın.

Ne demiş şair “Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir”.

 

Sevgilerimle.




BAŞKANDAN
Ertuğ ASLAN Hakkında
MAYIS 2019
NİSAN 2019
MART 2019
ŞUBAT 2019
OCAK 2019
ARALIK 2018
KASIM 2018
EKİM 2018
EYLÜL 2018
TEMMUZ 2018
HAZİRAN 2018
NİSAN 2018
MART 2018
ŞUBAT 2018
OCAK 2018
ARALIK 2017
KASIM 2017
EKİM 2017
EYLÜL 2017
AĞUSTOS 2017
TEMMUZ 2017
HAZİRAN 2017
MAYIS 2017
NİSAN 2017
MART 2017
ŞUBAT 2017
OCAK 2017
ARALIK 2016
KASIM 2016
EKİM 2016
EYLÜL 2016
AĞUSTOS 2016
HAZİRAN 2016
MAYIS 2016
NİSAN 2016
MART 2016
ŞUBAT 2016
OCAK 2016